MİDİLLİ-MORİA KAMPINI KÜLE ÇEVİREN YANGIN

Nagehan Uskan
10 Eylül 2020
SATIRBAŞLARI

AB’nin göçmen politikalarının iflası Midilli-Moria kampının kül olmasıyla bir kez daha tescillendi. Neredeyse göz göre göre mahşeri yangına giden süreçte, Covid-19 günlerinde Moria’da kapalı tutulan göçmenler neler yaşadı, yangın neyi simgeliyor? Midilli’den naklen…
Foto: Petros Giannakouris

8 Eylül akşamı çıkan büyük yangının ardından, Midilli’nin “cehennem” lâkaplı Moria kampı şanına uygun biçimde kül oldu. Kampta çıkan ilk yangın değildi bu. Bugüne kadar çeşitli nedenlerle Moria kampında sayısız dramatik yangın yaşandı. Ama hiçbiri kampın tamamına yakınını yok edecek ve tüm sakinlerini barınaksız bırakacak ölçüde etkili olmamıştı.

18 Mart’tan beri pandemi önlemleri nedeniyle, ya da bahanesiyle, kampta sıkı sıkıya uygulanan zorunlu “kapatma” kamp sakinlerini nefes alamaz hale getirmişti. Covid-19’lu vaka olmamasına rağmen kampa giriş çıkışların yasaklanması ve boğucu denetimler Moria’yı tarifsiz bir hapishaneye dönüştürmüştü. Kötü beslenme ve hijyen koşullarının sefilliğine eklenen bu durum göçmenlerin kamp dışındaki sosyal hayatını tamamen bitirmişti. Göçmenler ortak mekânlardan, dil kurslarından, kültür-sanat faaliyetlerinden yoksun kalmıştı. Yaza geldiğimizdeyse, artmaya başlayan Covid-19 vakalarına rağmen turizm faaliyetlerinin kesintiye uğramadığı adada göçmenler denize ayaklarını bile sokamadı.

Moria kampında ilk Covid-19 vakası 2 Eylül’de tespit edildi. Anakaraya nakledilen göçmenlerden biri Atina’da evsiz, meteliksiz ve kimsesiz geçirdiği 15 günün ardından, en azından çadır kurabileceği, yemek kuyruğunda saatlerce beklese de karnını doyurabileceği ve tanıdığı insanlarla kalabileceği Moria kampına geri dönmeye karar verdi. Onunla birlikte koronavirüs de kampa ulaştı. Kampta pandemiye karşı ciddi önlemler alan Sınır Tanımayan Doktorlar örgütünün kurduğu klinik bazı eksikler ileri sürülerek önce ciddi bir para cezasına çarptırıldı, akabinde kapatıldı. Ardından, Hollanda hükümetinin desteğiyle inşa edilen yeni kliniğin açılış töreninde Hollandalı ve Yunan siyasetçiler boy gösterdi. Ancak, tam teçhizatlı klinikte henüz sağlık çalışanı bulunmuyor.

Vaka görülmemesine rağmen, marttan beri Covid-19 gerekçesiyle kampa giriş çıkışların yasaklanması ve boğucu denetimler Moria’yı tarifsiz bir hapishaneye dönüştürmüştü. Kötü beslenme ve hijyen koşullarının sefaletine eklenen bu durum göçmenlerin kamp dışındaki sosyal hayatını tamamen bitirmişti.

Covid-19 vakasının tespit edildiği gün, Yunanistan Göç Bakanlığı Moria’nın etrafını çeviren telleri kuvvetlendirmek için Aktor Sa adlı şirketle 854 bin avroya anlaştı. Şirkete yönelik böylesine cömert bir yaklaşım sergilenirken, göçmenlerin aylık 90 avroluk harçlığı 75 avroya indirildi.

Moria’daki ilk vakanın ardından kamptakilere hızla test yapılmaya başlandı. İki günde yapılan iki bin testin sonunda, 35 asemptomatik vaka kampın içinde kurulan izolasyon alanına kapatıldı. Aynı günlerde, Moria yönetimi yemek sırasında fiziksel mesafenin sağlanamamasına bir çözüm bulamadığı için öğün atlamaya başladı. Tüm bunlar yaşanırken Yunanistan hükümetinin göçmenleri kampa kapatmak için “Covid-19 yalanı uydurduğuna” dair söylentiler yükselmeye başladı.

Foto: Angelos Tzortzinis

“Abla, Moria finished!”

Bütün bunların üzerine, 8 Eylül akşamı, saat 10.30 sularında göçmenler izolasyon alanına hücum etti ve kısa süre sonra orada yangın çıktı. Midilli’nin bol rüzgârlı günlerinden birinde, itfaiye ekipleri iki ayrı köydeki yangınlar nedeniyle büyük ölçüde meşgulken çıkan yangın hızla kampın üç bölgesine yayıldı.

Kısa bir süre sonra whatsapp gruplarından birine “Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) yanıyor” diye yazdı bir göçmen. Olayları yangına uzak bir yerdeki konteynırından takip eden bir başka göçmen hemen cevap verdi: “Darısı Avrupa İltica Destek Ofisi’nin (EASO) başına”.

Göçmenlerin sığınma başvurularını değerlendiren EASO son dönemde dosyalara gerekli özeni göstermeden art arda reddettiği sığınma başvurularıyla ün saldı.Whatsapp mesajlarından hemen sonra EASO’nun kapısının kırıldığı ve alev aldığı haberi geldi. Moria yönetiminde söz sahibi ve misyonerlik faaliyetleri bilinen Euro Relief’in de tüm ofisleri yanmıştı. Göçmenler harçlıklarını şehir merkezine gitmeden çeksin diye kamp içine kurulan bankamatik de hakeza. Bu sırada, polisin yüksek miktarda göz yaşartıcı gaz kullandığı haberleri ulaştı. Hemen ardından bir başka göçmen arkadaştan sesli mesaj geldi: “Abla, Moria finished!”.

Moria’da her yer kül olmuş, konteynırlar, çadırlar, birçoğu içlerindeki eşyalarla birlikte yanmıştı. Herkes büyük bir hızla Moria’yı terk ediyordu. Geri Gönderme Öncesi Alıkoyma Merkezi de (PRO.KE.K.A) yangından nasibini almış, aylardır içeride hapis tutulan tüm göçmenler özgürlüklerine kavuşmuştu.

Hükümet Midilli’de dört ay süreyle sıkıyönetim ilan etti. Adaya çok sayıda takviye askeri kuvvet sevk edilecek. Son söylentiler Moria kampının kalın duvarlarla çevrili ve yangına dayanıklı şekilde, sil baştan inşa edileceği yönünde.

Altı ay boyunca umarsızca kaderlerine terk edilenler, dışarıdakileri korumak için hapis tutulanlar bir anda serbestti. Barınaksız kalan 13 bin göçmenden bazıları Moria yakınlarında beklemeye başladı, bazılarıysa adanın başkenti Mitilini’nin merkezine doğru yürüyüşe geçti. Bu sırada, son dönemde Midilli’de sıklıkla yaşanan faşist saldırılar da eksik kalmadı. Göçmenlerin yolu polis tarafından kesildi.

Ertesi gün öğlene kadar kamp ve civarında küçük çaplı yangınlar devam etti. Hükümetten gelen ilk açıklama göçmenlerin adadan anakaraya nakledilmeyeceği yönündeydi. İlerleyen saatlerde 400 kadar refakatsiz çocuğun anakaraya götürüleceği haberi ulaştı. Kırılgan statüye sahip göçmenlerin adaya getirilecek bir gemide, diğerlerinin ise geçici olarak Moria yakınlarındaki iki farklı askeri alanda kalacakları belirtildi. Kadınlar ve adada kalan refakatsiz çocuklar için ise halihazırda varolan iki konaklama alanı kullanılacaktı.

Foto: Manolis Lagoutaris

Tam anlamıyla isyan

Hükümet ek olarak, Midilli’de dört ay süreyle sıkıyönetim ilan etti. Adaya çok sayıda takviye askeri kuvvet sevk edilecek. Son söylentiler Moria kampının kalın duvarlarla çevrili, yangına dayanıklı şekilde, sil baştan inşa edileceği yönünde. Moria köylüleri göçmenlerin geri gelmesini istemediği için büyük olasılıkla bu karara şiddetle karşı çıkacak.

Adadaki STK’lar ve bağımsız kolektifler ise temel ihtiyaçların dağıtılması için örgütlendi. Polis kontrolünü ve faşist grupların yol çevirmelerini aşıp yardım ulaştırmayı başarabilirlerse ne âlâ. Zira göçmenlerin büyük çoğunluğu yangından sonraki ilk günü aç geçirdi.

Hastane kayıtlarına göre, ciddi yaralanmaların yaşanmadığı yangının ardından, enkaza dönen Moria kampı yine dünyanın gündemine oturdu. Göçmenler, hafıza müzesine dönüşmüş kampta, kâbus dolu yaşam alanlarının kalıntıları arasında hatıra fotoğrafı çektiriyor. Duvarların ardına gizlenmeye çalışılan AB’nin göç politikalarının sefaleti artık gözler önünde. Otoritesi fazlasıyla zedelenmiş bir yönetimin bu denli ifşa olmuş insanlık dışı koşulları yeniden gizlemesi mümkün olacak mı, bunu zaman gösterecek.

Öte yandan, yangının gerçek nedeni çok az mecrada yer buldu. Çoğu STK basın açıklamalarında gerçeği açıkça söylemekten çekindi. Yangının Moria kampı sakinlerinde yıllarca hafızalarından silinmeyecek travmalara neden olduğu bir gerçek. Yangının gerçek nedenini gizlemek ise yangınların arkasının geleceğinin işareti. Aslında, bu yangın AB’nin göç politikalarına yönelik sert bir tokattı. O yüzden adını koymaktan çekinmemekte fayda var: Bu yangın tam anlamıyla bir isyandı.

^